DENİZ: Merhaba Norma.
NORMA: Merhaba.
DENİZ: Burada olduğun için sana minnettarım. Çok teşekkürler.
NORMA: Bu programda seninle birlikte olmaktan ben de çok mutluyum. Bu benim için gerçekten büyük bir keyif.
DENİZ: Senin varlığın benim için ve çok emin ki dinleyen pek çok başka kişi için de bir sevinç kaynağı. Benim için sen sevincin bedenlenmesini temsil ediyorsun. Bu programın zamanlaması da oldukça önemli. Bildiğin gibi çok yoğun günler yaşıyoruz. Terörist saldırıları, deprem… Bu yüzden senin varlığının bizlerin hayatına biraz daha fazla sevinç ve şefkat getireceğine eminim, en azından bu bir saatlik zaman için. Bu yüzden, burada olduğun için sana bir kez daha teşekkür ediyorum.
NORMA: Teşekkürler. Senin için, ülken ve insanların için gerçekleşmekte olan değişim ve dönüşümlerin çok farkındayım. Ve ben gerçekten de her biriniz için şefkatle nefes alıyordum. Bunlar pek çokları için çok büyük değişim zamanları. Değişim harika bir armağandır. Bazen hiç beklemediğimiz paketlerin içinde gelir.
Biz, sürekli depremlerin olduğu California’da yaşardık. Bu sayede depremi yaşamayı, çaresizlik, acı ve şok yaşayan arkadaşlarımı hissetmeyi öğrendim. Ve Kuan Yin defalarca ruhumuzun sevgi dolu alanında olmam, derin, çok derin nefes alarak içimdeki ruhla bağlantı kurmam için beni teşvik etti. Böylelikle şefkat gelip bedeni, enerjiyi, her insanı çevreleyen o anı doldurabilecekti. Bu yüzden bugünkü odağımız bu olacak ki sözlerimiz, korkmuş olanlar için bir destek, sakinleştirici bir sevecenlik olabilsin. Hepinizi derin nefes almaya ve gerçekten, gerçekten sevildiğinizi bilmeye davet ediyoruz. Teşekkürler.
DENİZ: Teşekkür ederim Norma.
…..
Norma, geri döndüm.
NORMA: Evet. Harikasın.
DENİZ: Gerçekten mi? Neden…
NORMA: Bu yaptığın (tercümenin hızına gönderme yapıyor) harikaydı.
DENİZ: Teşekkür ederim. Bu durumda, Türkçe biliyor musun?
NORMA: Bu yüzden harika olduğunu söylüyorum ya. …. Türkçe zaten anadilin, İngilizce’de de çok akıcısın. Öyle büyük bir armağansın ki!
DENİZ: Teşekkürler Norma, ama dünyadaki en büyük armağan sensin. Evet, senin takipçin ve hayranınım. Evet, öyleyim. (Daha önce Norma’yla yapılmış bir konuşmaya gönderme yapılıyor.) Neyse, hazır konu açılmışken, bize bu şefkat nefesinde liderlik edebilir misin?
NORMA: Evet..
DENİZ: Sen bir cümle söyle ben hemen ardından onu Türkçe’ye çevireyim, olur mu?
NORMA: Harika. Harika. Evet.
DENİZ: Teşekkürler.
NORMA: Sizi sandalyelerinizde, oturduğunuz koltukta, yastıkta… orada rahat etmeye davet ediyoruz. Nefesi kabul etme iznini kendinize vererek… Nefesin burnunuzdan içinize, derinlerinize, özünüze gelmesine izin verin… Bu nefesin bir hediye olduğunu bilin… Derinden kabul edin… Yavaşça ve nazikçe kabul edin… Özünüze daha çok yerleştikçe… Göğsünüzden ve burnunuzdan akan nefes verişinizi hissedebilirsiniz… Evrenden bu hediyeyi alarak… onu karnınıza, ruhunuzun yuvasına çekin… Ve ruhunuz bunu kabul edince ve kutlama içinde genişleyince… soluk verişinizde ruhunuzun yüceliği vardır… Bu nefes verişte sınırsız şefkat vardır… Her nefeste şefkatin sizi sarmalamasını ruh çok sever… sanki büyük bir sevgi şalı sizi sarmalıyormuş gibi hissedin… ülkenizin ve tüm olduğunuzun bu harikulade enerjisini solurken… güzel Türkiye’nin şaşkınlık verici, harika bir titreşimi ve enerjisi var… Onu içinize çekin… Onu özünüze kadar kabul edin… ruhunuz sizin için kutlama yapıyor, çünkü onun yaratımı olan siz bu muhteşemliğin huzurundasınız… Ruhunuzdan gelen şefkati nefesle birlikte dışarı soluyun… bu şefkati önce kendiniz için koklayın… sizi okşamasına, bedeninizi şifalandırmasına izin verin… ve sonra bırakın tüm sevdiklerinize aksın… Nefes alıp vermenin kendi tatlı ritmi vardır… Bunu kendiniz için yapın… Nefes alın nefes verin… Kabul edin… Şimdi kabul edin… Her seferinde tek bir nefes… Her seferinde tek bir nefes… Sevencen, nazik… Bedeninizdeki hücreler bu şefkatle beslensin… Çok derinden sevildiğinizi bilin… Bu şefkat kelimelerin ötesinde bir sevgidir… Her gün her gece, ne zaman olursa, ruh sizinle birlikte bu şefkati soluyacaktır… Sadece kabul edin, sadece kabul edin…. Teşekkürler… Teşekkürler…
Sizi zamanın bu anına gelmeye davet ediyoruz. Ve bu şefkatin devam ettiğini bilin. Teşekkürler.
DENİZ: Norma, biz sana teşekkür ederiz. Seninle birlikte nefes almak büyük bir keyif.
Norma, pek çok kişi seni tanıyor ama hiç tanımayanlar da var. Özellikle de Kuan Yin’le olan ilişkini… Bize çok kısaca Kuan Yin’in bedenlenmesi olmanın ne demek olduğunu anlatabilir misin?
NORMA: Kuan Yin enerjisiyle ilk kez karşılaştığımda kanallık nedir biliyordum. Daha önce kanallık yapmıştım. Ama bu enerji, bu muhteşem varlık bana geldiğinde ve ona kanallık yapmamı istediğinde, o zaman bir anlaşma yaptık. Onun kanallığını yapmaktan çok mutlu olacaktım ve o da bunu benim için bir öğrenme yöntemi olarak kullanmak istedi. Onun öğrettiği bu nefesin “bütünleşme nefesi” olduğunu öğrendim. İnsan ve ruhun tek bir varlığın yüceliğinde birlişmelerini, ayrı değil bütünlenmiş olmalarını sağlıyordu. Kanallık yaptığım, onunla birlikte nefes aldığım yıllar boyunca bendeki değişimi fark etmedim, taa ki onunla bütünlenene ve yepyeni bir hayat başlayana dek. Ruhunuzla bütünlenmek onun bedenlenmesi haline gelmektir, böylece ruhla insan tek bir varlık olarak dans edebilir. Bu, eğer kendinizi adadığınız şey buysa, her insan için mümkündür. Kuan Yin beni bu bütünlenme nefesini, şefkat nefesini öğrenmek için diğerlerini davet etmeye de teşvik etti. Böylece onlar da kendi ruhlarını bedenleyebilecek, yolculuklarını ve hayatlarını korkunun, zihnin yönlendirmesiyle değil, ruhun liderliğinde yapabileceklerdi.
DENİZ: Teşekkür ederim.
NORMA: Bu faydalı oldu mu?
DENİZ: Evet, öyle tahmin ediyorum.
………
Evet Norma, yeniden seninleyim. Ve tekrar teşekkür ederim. Bu nefes, bu şefkat nefesiyle ilgili pek çok soru aldım: Bu nefesi herkes uygulayabilir mi? Bir öğretmene ihtiyaç var mı? Şefkat nefesi nedir?
NORMA: Şefkat nefesi bir seçimin sonucudur, bilinçli bir insan haline gelmeyi seçersiniz. Bu da ruhunuzla bağlantı kurmayı seçiyorsunuz demektir. Kuan Yin ruhla bağlantı kurmanın en kolay yolunun nefes olduğu, bilinçli bir şekilde özünüze, karnınıza, ruhunuzun evine nefes almayı seçmek olduğu konusunda bana güvence verdi. Her insanın ruhu, arada bir gelen bir sezgi olmak yerine, bedenin içinde kendisiyle bağlantı kurulmasını bekler. Oradadır, sizinle bağlantı kurmaktan çok mutlu olur çünkü bizler bilinçli insan olma yolculuğundayız. Bunu herkes yapabilir ama herkes seçmeyecektir. Bu piyano çalmak gibidir. Herkes ders alabilir, bazıları bu derslere kendileri daha çok verir, kendilerini daha çok adar.
Şefkat nefesini kullanan ve kendi adanmışlığında yürüyen bir öğretmen olması iyidir. Çünkü bu kişiye zihinden nefes almakla, ruhun yüceliğini kabul etmek için hakikate teslim olarak ve ruhla birlikte nefes almanın arasındaki farkı gösterir. Bunlar çok farklı deneyimlerdir. Ve şefkatli, kendini adamış bir öğretmenin mevcudiyetinde bilinç enerjileriniz uyandırılabilir. Teşekkür ederim.
DENİZ: Biz teşekkür ederiz.
……..
Norma, bu soru çok sevgili ve sevgi dolu bir hanımdan. Zaman zaman kendisinden şüpheye düşüyor. Şefkat ve sevgi hakkında konuşuyorduk ve “ama ben şefkatin ne olduğunu bilmiyorum. İnsanlar şefkat hakkında pek çok şey söylüyorlar ama ben onun ne olduğunu bilmiyorum. Şefkati nasıl deneyimleyeceğimi bilmiyorum” dedi. Ben ona bir cevap verdim ama Norma, sen tanrıçaların tanrıçasısın ve şefkatin bedenlenmiş halisin. Bu yüzden bu sorunun cevabının bulunabileceği en iyi yer sensin.
NORMA: Şefkatle sevgi arasındaki ayrımın farkına varmak önemlidir. Sevgide zihin büyük miktarda işe dahildir ve pek çok duygu hissederiz. Şefkat zihnin anlayışının ötesindedir çünkü zihin şefkat duyamaz. Yalnızca benliğin sükunet içindeki özüyle bağlantı kurduğumuzda, hiçbir yargının olmadığı, yalnızca derin bir berraklığın, şefkatin olduğu bir an vardır. Herkesin kendi yolculuğunda olduğundan söz ederiz. Ama çoğunlukla bu ifade biraz yargı içerir. Şefkat içinde olmak için saf sükunet içinde oturmak gerekir. Sükunet içinde ruhla bağlantıda… O zaman hiçbir yargılama titreşimi olmaz. Bu sükunet biraz huzura benzer. Ben insanlarla, çoklu kişilik bozukluğu olanlarla, çeşitli yaraları olanlarla çalışırken Kuan Yin bunun alıştırmasını bana tekrar terkrar yaptırdı. Yargısız, zihnin eleştirilerinin hiçbirinin olmadığı o sükunet içinde, şefkatin diğer insanın içinde bir şeyleri uyandırması için bir fırsat vardır. Bu pek çok insan için yeni bir deneyimdir. Yargılanmak olağandır. Ve şefkat, her türlü yargının ötesinde bir alandır. Çok huzurlu, çok sakindir ve saf kabul halidir. Bakalım bu o hanıma yardımcı olacak mı?
DENİZ: Yardımcı olduğuna eminim. Teşekkürler Norma.
NORMA: Bu hanımı bu soruyu sorduğu için onurlandırmak istiyorum, çünkü bu soruyu sorması, daha fazla şefkati deneyimlemesi için ruhunun ona yardımcı olabileceği kapıları açtı.
DENİZ: Teşekkürler Norma. Küçük bir sorum var. Bu yine çok sevgili bir hanımdan. Uzun zamandır, yazdan beridir, yani 5-6 aydır uyku sorunu yaşıyormuş. Kimi zaman çok şiddetli, kimi zaman daha hafif… Sanırım bu ona gerçekten rahatsızlık veriyor. Bu konuda ne yapabilir?
NORMA: Zihninin endişeye kapılıp bu kadar büyük bir korku yaratmasına yazın neyin sebep olduğunu keşfetmek için seninle biraz çalışabilir. O korku hala burada. Bu noktada korkuya o kadar tutunuyor ki, ruhuna daha çok yaklaşmak ve korkudan uzaklaşmak için ruhuyla birlikte nefes alamıyor. Uyuyamadığını söyleyenlerin çoğunu tüylü bir oyuncak hayvan ya da son derece yumuşak bir şal ya da battaniye – birlikte kıvrılabilecekleri, çok rahat, sıcacık hissedebilecekleri, o derin güven titreşimini hissedip, ruhla birlikte nefes alabilecekleri birşey almaları için teşvik ederim. Bu bedenin güvende, yumuşak, rahat ve nazik hissetmesi içindir. Ruhunun kollarına gelmesi için bu hanıma yardımcı olacak ve bu şekilde yeniden rahatça uyumaya başlayacaktır.
DENİZ: Teşekkür ederim Norma. Ve bu ben olmak zorunda değilim, değil mi? Senin “yeni nefes” öğretmenlerinden biri olabilir?
NORMA: Ben seni önerdim çünkü sen benimle çalıştın ve derslerime katıldın. Korkudan uzaklaşmaları için insanlara yardımcı olurken neler yaptığımızı biliyorsun.
DENİZ: Tamam, çok teşekkür ederim. Ben sadece kendi tanıtımımı yapıyor gibi olmak istemedim. Kaygım buydu.
NORMA: Ah, peki.
DENİZ: Tamam, bunu tercüme etmeme izin ver lütfen…
……..
Teşekkürler Norma. Bir diğer soru, özgünlükle ilgili. Biliyorsun, pek çok kişi, özellikle Kırmızı Çember’den olanlar, özgün olmak istiyorlar. Ama bir kişi gerçekten özgün olup olmadığını nasıl anlayabilir? “Özgünmüş” gibi yapıp yapmadığını nasıl bilebilir? Bu soru Viyana’dan.
NORMA: Bu güzel bir soru.
DENİZ: Evet, ve soruyu soran hanım da güzel.
NORMA: Eminim öyledir. Bizim için anahtar nokta, zihnin kelimelerini tekrar edip etmediğimiz, çünkü birşeyleri tekrar etmek üzere eğitildik, bir öğretmenden duyduklarımızı tekrar edip etmediğimizdir. Bu bizim bunları kendi gerçeğimiz olarak yaşadığımız anlamına gelmez ama duyduklarımızı tekrar etmeyi iyi biliriz. Böyle yaptığımız zaman özgün değilizdir. Bizler sadece bir başkasının bilgisini dağıtıyoruzdur. Bu iyi ya da kötü değildir. Bu sadece bir çalışma düzeyidir. Genellikle öğretmenler kendilerinin deneyimlemedikleri şeylerden söz ederler. Ama onlar sadece bir başkasını bilgisini tekrarlıyorlardır. Yine bu iyi ya da kötü değildir. Ama bilinçli nefese devam etmeye cesaret ederek “bu bilgelik benim ruhumdan, benim bedenimden mi, tüm varlığım onunla rezonans içinde mi, bu sözlerde kendi ruhumun hakikatini hissediyor muyum”u hissetmeye başlarız. Ruhun sözlerini söylediğimde, ruhun hakikatini, ruhun öğretilerini aktardığımda, bunlar benim özgün bir insan olarak konuşmamı sağlarlar, sadece bir başkasını kopyalayan biri olarak değil ama derin bir hakikatin sözlerinin titreşimiyle. O durumda, insanlar benim söylediklerimi duyduklarında hakikati hissedeceklerdir. Ruhtan ve insandan gelen ışığı hissedeceklerdir. Özgün biçimde konuşmak budur.
DENİZ: Teşekkür ederim.
………….
Eğer farkındaysan fazla hızlı konuşuyoruz. Çünkü senden mümkün olduğunca çok şey almak istiyorum. Ve muhtemelen en çok duyduğun soru geliyor. Bolluk. Akmasını nasıl sağlarız?
NORMA: Bolluk denen bu şey çok eğlenceli bir oyundur.
DENİZ: Gerçekten mi?
NORMA: Evet, evet, eğlenceli bir oyundur. Çoğu insan bu kelimeyi para yerine kullanır. Ne var ki bu çok zihinsel bir şeydir, tıpkı onu küçük bir kutuya koymak gibidir. Nefesimizde bolluk olduğunda özümüze doğru derin nefes alıyoruzdur çünkü yaşamayı seçiyoruzdur. Yaşamayı seçmeye dair büyük bir tutku vardır. Ve böylece nefeste bolluk yaşarım. Benliğe (kendimize) sevgi duyduğumuzda ve kendime baktığımda, kendimi güzelliklerle çevrelediğimde sevgi bolluğunu hissediyorumdur. Bu yüzden, bütün bu öğeler, tüm bu şeyler genişler çünkü ruhumla birlikte o kadar tutkulu hissediyorum ki… Çünkü şimdi artık ruhu tarafından yönlendirilen hayatı kutlayan bir insanımdır. Pek çok bolluk katmanı gelir; dostlardan gelen sevgi bolluğu, sevecenlik bolluğu da buna dahildir. Bir gün içinde bana gelen 7 çiçek buketine dair hikayeyi daha önce paylaşmıştım. Eğer şapşallık etmeyi ve bolluğun yalnızca para anlamına geldiğini söylemek için zihnimizi kullanmayı bırakırsak… Onu bu kutudan dışarı çıkarırsak, işte o zaman ruhun bolluğun ne demek olduğunu bize gösterme biçimlerini keşfetmek için kendimizi açmaya gönüllüyüzdür. Çünkü o zaman sadece değerli bir taşta gelmez. Sınırsız, sonsuzdur. Akar çünkü bu bolluk içindeki hayatın, bu bereketli enerjinin, bereketli titreşimin kaynağı benimdir. Bilinçli bolluk ruhumla tutku içinde olduğum anlamına gelir, zihnimle değil. Zihin asla gerçekten tutkulu olamaz. Ama ruhun “Evet, yaşamayı seçiyorum, yaşamayı seviyorum, ben yaşamım” tutkusu… Kendimizi deneyimlemeye sonuna kadar açtığımızda bolluğun her seviyesi ve dans eden o titreşimleri gelmek zorundadır. Para, altın, mücevher, ev, araba her ne olursa… Buna mecburdur çünkü ben bir yaşama ve yaşam mıknatısı haline gelirim ve yaşamanın göz kamaştırıcılığını kendime çekerim.
DENİZ: Norma, muhteşemsin, harikasın. Enerjin gerçekten muhteşem.
NORMA: Bunu o kadar tutkuyla hissediyorum ki sesim biraz yüksek çıkmış olabilir. Ama bu öyle büyük bir sevinç ki!
DENİZ: Evet, sevinç... Sen sevinçtin. İşte bu yüzden senin sevincin bedenlenmesi olduğunu söylüyorum.
……..
Yeniden merhaba Norma. (Sözlerini çevirirken) Yedi çiçeğin hikayesini de anlatım. O hikayeyi hatırlıyorum. Evet, eğlenceli bir hikayeydi ve onu yaşayan ben olmadığım için memnunun. Bir başkasından dinlemek daha kolay.
NORMA: Ben onu sevmiştim.
DENİZ: Geçen ay, özellikle Facebook’ta İsis’le ilgili epey paylaşım yapıldı - senin “İsis’ten Bir Mesaj” metnin de dahil. Ancak ben insanların İsis hakkında bir miktar kafa karışıklığı yaşadığını fark ettim, tıpkı daha önce uzun zaman boyunca benim yaşadığım gibi. Bu yüzden, İsis ya da İsis enerjisi hakkında bize ne söyleyebilirsin? O kim ya da nedir, hepimiz kendi içimizde İsis enerjilerini bedenleyebilir miyiz?
NORMA: Kafa karışıklığıyla ne kast ettiğin konusunda bana yardım edebilir misin? Bana bununla ilgili bir örnek ver.
DENİZ: Bazen İsis’e tek bir varlık bazen enerji bazen de tanrıça deniliyor. Aslında ben bir önceki konuşmamıza gönderme yapıyorum.
NORMA: Tamam, evet. Kafa karışıklığının olduğu durumlarda bunun sebebi insanların bir kelimeyi kulanarak birşeyleri daha farklı kılıyorlarmış gibi yapmalarıdır. Yani, eğer yeşil çay demlersem “Ah, bu siyah çaydan çok farklı” derim ama aslında o sadece çaydır. Zihin kutular, farklı kurallar ister. Ancak küçük sözlerden çok daha yüce titreşimsel enerjilerle çalıştığımızda, onlar kutuya konulamazlar. İsis, kelimenin kendisi, (geçmişte) tüm olanın titreşimi, herşeyin ol-uşudur, insanların daha önce insan varoluşunda deneyimlediklerinden daha yüce bir titreşimle bağlantı kurmaları için gelen ilk titreşimdir. Ve biz, evrensel olarak, buna, bu daha yüce titreşime “Tanrı” dedik. O budur, isterseniz onu sevdiğiniz için Tanrıça diyebilirsiniz, dişildir ve ilk insanlar için bu çok zordu. Dişilin çok güçlü olmasını istemediler bu yüzden mücadele ettiler. Bu şeyleri insan sınırlılığına sokmak için pek çok kelime kullanılmaya çalışılmıştır. İsis denen bu olağanüstü titreşimle, Tüm Olan’ın Ol’uşuyla çalışmaya cesaret ederseniz, onu sınırlayamazsınız. Bu pek çok insan için bir bulmaca ve meydan okumadır. Bu “rüzgarı kutuya koymamız gerekiyor” demek gibidir. Biraz espri anlayışı gerektirir. Ama insanların çoğu zihinsel korkuyla iş görür ve eğer birşeyi bir kelimenin içine sığdıramazlarsa, bir kutunun içine yerleştiremezlerse korkarlar. Bu yücelik titreşimini bir kişinin bedenine, yaşamına davet etmeye, onu duyumsamaya ve hissetmeye ve solumaya cesaret etmek, korku insanından uyanmış bir insana, bilinçli bir insana, gücünü kendinden alan bir insana dönüşmenin başlangıcıdır. Bunlar cesur bir insanın seçeceği adımlardır, yolculuktur, yoldur. Karnınıza, özünüze nefes alarak, özünüzün sükunetinde olarak ruhunuzun konuşmasını, sizinle bağlantı kurduğunu duyumsamaya başlayabilir ve bunun içinde o göz alıcı enerjiyi, herşeyin Ol’uşunu ve sizinle sevgiyle, sevinçle bağlantı kurduğunu anlamaya başlayabilirsiniz. Bana gelip ilk kez bağlantı kurduğunda kelimeleri kullandı çünkü o zamanlar ben oldukça farkındalıksız bir insandım ve kelimelerle iş görüyordum. Çok nazikti ve benim onu duyabilmem için, duyumsayabilmem için, benimle birlikte yürüyen bu hediyeyi uyandırmak için kelimeleri kullandı. Kutsandım, minnettarım ama özel değilim. Bu dolu dolu, yüce hediyenin hayatlarında hergün mevcut olmasını isteyen herkes onu kabul etmeye başlayabilir. Sadece her nefesinizle birlikte kabul edin. Tıpkı bolluk gibi kabul edin, zihninizi dinlemeye değil ama ruhunuzla duyumsamaya gönüllü olun.
DENİZ: Teşekkürler. Tamam… bu uzun bir cevaptı.
NORMA: Üzgünüm.
DENİZ: Hayır, hayır, hayır. Üzülme, ben çok memnunum.
…..
Evet, yeniden seninleyin. Norma, programın ilk kısmına dönersek, bu deprem ve Türkiye’de olup biten herşeye, ama aynı zamanda dünyada olan herşeye… Biliyorsun, Tobias “kısa duvarın arkasında durmak”tan bahsedip dururdu. Ama, yine bildiğin gibi, bir çok insan için o duvarın arkasında durmak çok zor. Çünkü bir çok veçhemiz var ve hepimiz bu dünyada yaşamaya devam eden insanlarız ve etrafımızda olup bitenler… Bazen gerçekten çok sarsıcılar. Nefes almak bir çözüm, biliyorum, sen de benim bildiğimi biliyorsun, ama bazen nefes almak çok zorlaşıyor. Gerçekten çok zorlaşıyor.
NORMA: Bu doğru. Evet. Evet. Tobias kısa duvarın arkasında durmaktan bahsettiğinde her bir kişiyi Tanrı’nın yaratımında herşeyin iyi olduğuna dair içsel güvenlerini geliştirmeleri konusunda teşvik ediyordu. Ruhumuz bize böyle söylerken güvenmek, bir başka insan söylediği için değil, ama özünüze gelmeye cesaret ederek, kendi merkezinize gelip onu gerçekten hissederek. Kendinize ruhunuzun sizinle birlikte olduğunu, sizinle nefes aldığını, sizi sevdiğini, değişim enerjilerini yumuşatmak için enerjisini etrafınıza sardığını hissetme iznini verin. Ruhumuzla ne kadar çok bağlantı kurarsak… Ve ne kadar çok nefes alırsak ruhumuzla o kadar çok bağlantı kurarız. Yani bu nefesin, bağlantı kurmanın, güvenmenin açılmasıdır. Sadece hergün alıştırma yapmayı gerektirir ve sonra o şefkatli güvenin içinde dururken “evet, değişim gerçekleşiyor. Zihnim bunu anlamıyor. Ama burada ruhumla birlikte dururken herşey iyi” diyebiliriz.
DENİZ: Teşekkür ederim.
Teşekkür ederim Norma. Bu durumda, aslında bu cevap korkuyla ilgili tüm soruların da cevabı sanırım?
NORMA: Evet, her birinin. Evet. Güvenmek ve ruhumuzla ne kadar çok bağlantı kurarsak o kadar özgün hale geliriz. Alıştırma yapmak o derin, neredeyse elle tutulabilir güveni hissetmeyi kolaylaştırır. Evet.
DENİZ: Ve ayrıca şifada da etkilidir?
NORMA: Evet, evet.
DENİZ: Senin “Şifa Bahçesi” (Garden of Healing) isimli kaydının mucizeler yarattığını hem insanlardan duydum hem de ben kendim yaşadım. Bu şifa süreci için, bize yine şefkat nefesini tavsiye edeceksin değil mi?
NORMA: Evet. Evet, çünkü hastalık, rahat-sızlık yalnızca bedenin uyumunu kaybetmesi, dengeden çıkmış olmasıdır ve bu, aslında korkuyla kaşılaştığım ve ona tutunduğum anlamına gelir. Korkuyu ruhumuza verdiğimiz zaman, zihin ne derse desin ona teslim olduğumuzda, bunu ruhumuza teslim ettiğimizde, her seferinde tek nefesle, her seferinde tek nefesle… Yuvaya, özünüze gelerek…
DENİZ: Norma, çok teşekkür ederim. Seni daha uzun tutmak ve yormak istemiyorum. Bize söylemek istediğin bir şey var mı?
NORMA: Bu benim için gerçekten büyük bir keyifti. Başka türlü asla ulaşamayacağım insanlarla aramda köprü olman sayesinde yepyeni olasılıklar için kapılar açtık. Teşekkür ederim. Olduğum herşeyle sana teşekkür ederim. Teşekkürler.
DENİZ: Norma, aslında olduğun herşey için ben sana teşekkür ederim. Çünkü senin varlığının anlamı çok büyük, sadece benim için değil. Benim için çok ama çok değerlisin. Ama başka pek çok insan için de öylesin. Senin varlığın benim hayata olan inancımı tazeliyor ve seni görmek ya da hissetmek, senin sevincini, yaşam sevincini, şefkatini hissetmek… Sen bizler için muhteşem bir ışıksın. Sadece bir öğretmen değil. Sen herkes için muhteşem bir ışıksın ve ben… Eğer daha önce seni duymamış herhangi birisi bu akşam seninle tanıştıysa, bu benim için büyük bir mutluluk kaynağı olacak. Çünkü biliyorum ki senin enerjin onların hayatına sevinç getirecek.
Burada bizimle olduğun için sana çok teşekkür ederim. Gerçekten çok teşekkür ederim. Ve tabii ki seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun…
NORMA: Ve ben de seni çok seviyorum. Teşekkür ederim.
